İlk olarak 2007 yılında fark edilen eko-anksiyete, günden güne değişen çevre şartları karşısında bitmeyen bir çaresizlik duymayı içeriyor. Bu duyguyu yaşayan kişiler, sadece kendileri için değil, çocukları ve sevdikleri için de endişe hissediyorlar. Son dönemde yaşanan iklim krizi kaynaklı afetlerin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini, kimlerde eko-anksiyete görülebileceğini Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver'e sorduk.

Çözümün bir deodorantta olmadığını biliyorlar! 'Eko-anksiyete dünyayı kurtaracak'

 
 

'OKUMAK VE KONUŞMAKTAN BİLE KAÇINILIYOR'

Eko-anksiyeteyi tam olarak nasıl tanımlayabiliriz? İklim krizini ve çevre sorunlarını dert edip gerekli tedbirleri almaya çalışan herkes 'eko anksiyete' olabilir mi?

Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver: Eko-anksiyete; ekolojik dengeyi bozan her türlü durumla ilgili sık sık düşünme, bu düşünme yüzünden belki uykusuz kalma, belki günlük işlerinde aksama, ekolojik konuları araştırma, ekolojik duyarlı olamayan durum ve kişilere karşı uygun olandan yüksek negatif değerlikli duygusal tepkiler verme, ekolojik konularla ilgili haberlere kişinin kendini denetleyemediği biçimde ağlama-irkilme-öfke patlaması şeklinde duygusal tepkiler verme ya da tüm bu ekolojik konularla ilgili okumak-konuşmaktan kaçınma hali, belli bir zaman sonra ise yoğun çaresizlik duygusu, bıkkınlık ve umutsuzluk göstermek olarak tanımlanabilir.

'ANKSİYETE DUYMAZSAK ÇÖZÜM ÜRETEMEYİZ'

Ekolojik sorunlarla ilgili endişelenmek doğal bir duygu. Eğer ekolojik sorunlarla ilgili anksiyete duymazsak çözüm üretemeyiz. Bu ekolojik endişe sonucunda gerekli tedbirleri bireysel kaynaklar dahilinde alan, ekolojik duyarlı ve uyumlu yaşayan herkeste belki bu davranış değişikliklerine gitmeden önce eko-anksiyete vardır diyebiliriz. Ancak kişi gerekenleri elinden geldiğince yapıyorsa bu artık eko-anksiyete olmayacaktır. Çünkü, çözüm üretmek ve işlevsel olmak için anksiyetenin şiddetinin azalmış ve hatta geçmiş olması gerekir.

Çözümün bir deodorantta olmadığını biliyorlar Eko-anksiyete dünyayı kurtaracak

'KENDİSİYLE ÇELİŞTİĞİNDE BAŞKASINI SUÇLUYORLAR'

Çevreye karşı duyarlılıkta saldırgan bir tutumda olan herkeste eko-anksiyete görülebilir mi? Saldırgan tavrın altında yatan duygu nedir?

Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver: İnsanların tümüyle ekolojik duyarlı ve uyumlu yaşayabilmesi toplumsal hayatla henüz uyumlu değil. Çünkü bireyler plastik torba kullanmasa ya da motorlu araçlarla trafiğe çıkmasa da toplumsal hayatta birçok noktada ekolojik dengeyi bozan bir şeylerin parçası olmak zorunda kalıyorlar. Bisikletiyle vapura binen kişi kendi elinde olmadan o vapurun doğaya karbon salınımı yapmasına boyun eğmek durumunda kalıyor. Bu durumda ekolojik duyarlı kişi, sorunun kökeni olan şeylerden biri olduğunu bildiği bir durumun sürmesine katkıda bulunarak kendisiyle çelişiyor ve bu onun içinde çatışma yaratıyor. Bazı kişiler kendi kendileriyle çeliştiklerinde dışarıdaki kişileri ya da sistemi sorumlu tutarak rahatlarlar. Bu sebeple etrafındaki ekolojik duyarsız davranmasına sebep olan insanları suçlayarak bu çelişkiden kurtulmak isteyebilirler.

 
Çözümün bir deodorantta olmadığını biliyorlar Eko-anksiyete dünyayı kurtaracak

'HER TÜRLÜ İNSAN BUNU YAŞAYABİLİR'

Eko-anksiyete olmaya meyilli olan insanların özellikleri neler? Eko-anksiyeteyi hangi travmalar ve kişilik özellikleri tetikliyor? 

Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver: Her türlü insan eko-anksiyete yaşayabilir. Genellikle sorumluluk sahibi, paylaşımcı, empati becerisi yüksek kişiler eko-anksiyete yaşamaya meyillidir. Bunun yanı sıra, belirsizliğe tahammülü düşük ve genel olarak kaygılı kişilik yapısı olanlarda da eko-anksiyete görülebilir. Elbette doğal afetlere maruz kalmış ya da bu tür doğal afetleri önleme ya da afetlere müdahale etme gibi işlerde çalışanlarda eko-anksiyete görülme ihtimali genel topluma göre daha yüksektir. Ancak afetzedeler eko-anksiyeteden daha çok yaşadıkları spesifik olayla ilgili bir anksiyete bozukluğu ya da travma sonrası stres bozukluğu gösterirler.

 

'BİR İPUCU BİLE SALDIRGANLAŞTIRABİLİR'

Bazen ise kişinin eko-anksiyetesi yüksek ise bunu tetikleyecek şeylerden kaçınabilir. Mesela haberlere bakmaz ya da ekolojik duyarlılığını artıracak toplumsal alanlara girmez. Ve tabii bu kaçınma aslında imkansızdır çünkü hemen hemen her tarafımız ekolojik duyarsız yapılar, nesneler ve düşünce yapılarıyla çevrili. İlla ki eko-anksiyeteyi tetikleyecek bir ipucu olur ve kişi, buna patlayıp saldırganlaşabilir. O anda sanki tüm gezegeni mahveden karşınızdaki jeep kullanan adam gibi gözükebilir. Belki de tüm jeep kullanıcıları, üreticileri, petrol şirketleri vs. saldırılan o tek jeep kullanıcısında cisimleşir. Eko-anksiyete ve kişinin acizliğinin de saldırganlığı kolaylaştırdığı unutmamalı. Çünkü eko-anksiyete yaşayanlar da genel olarak bu işin çözümünün deodorantla olmadığını, global bir üretim-tüketim alışkanlıkları değişimi gerektiğini ve bunun ne kadar güç olduğunu bilirler.

Çözümün bir deodorantta olmadığını biliyorlar Eko-anksiyete dünyayı kurtaracak

 

'GEZEGENİMİZİ KURTARMAYA YARDIM EDECEK'

İklim krizi dolayısıyla birçok kişi, çocuk sahibi olmak istemiyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Dünya ve çevre için duyulan her kaygı ve alınan her önleme "Eko-anksiyete belirtisidir" denilebilir mi?

Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver: Çocuk sahibi olmaya karar vermek, bireyin kendini güvende hissedebilmesi ve çocuğuna güvenli bir gelecek sunabileceğine inancıyla bağlantılı. İklim bilimcileri çok da uzak olmayan bir gelecekte gezegenimizin insan yaşamına pek de uygun kalmayabileceğini öngörüyorlar. İklim bilimciler, 1980’lerden beri kendilerini dinletmeye uğraşıyorlar. Ne yazık ki uzun zaman yok sayıldılar, ancak 30 yıl önce bugün için öngördükleri pek de yanlış çıkmadı. Diğer yandan eğer eko-anksiyete bizleri eyleme sevk ederse 30 yıl sonrası için gezegenimizi kurtarmamıza yardımcı olabilir. Dünya ve çevre için duyulan her kaygı eko-anksiyete başlığında toplanabilir. Alınan önlemler ise eko-anksiyeteyi giderme yanıtlarıdır.

'KISITLI SAYIDA HABER TAKİBİ YAPIN'

Eko-anksiyetesi olan ve eko-anksiyete belirtisi gösteren kişilere tavsiyeleriniz nelerdir? Kötüye giden dünya ve çevre sorunları karşısında insanlar ruh sağlığını nasıl koruyabilir?

Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver: Gezegenimizin sorunları tek başına kişinin taşıyabileceğinden çok çok fazla. Bu sebeple eko-anksiyeteyi azaltmak için ekolojik durumla ilgili kısıtlı sayıda haber takip etmelerinde fayda var. Belki kendi ekolojik ortamlarını ilgilendiren konuları takip etmeleri daha iyi olur, çünkü böylelikle çözümün bir parçası olabilirler. Çevreye duyarlı yaşamın bazı prensipleri var; ihtiyacından fazla tüketmemek ve ürün seçerken ekolojik hassasiyeti olan ürünleri tercih etmek, çevreye zarar verdiği ispat edilmiş üreticileri tercih etmemek, eşyaları yeniden kullanıma sokmak, yürüme mesafesinde olan yerlere yürüyerek gitmek, atıkların geri dönüşümüne özen göstermek gibi. Bu prensipleri olabildiğince hayatlarının rutini haline getirmeleri de anksiyeteyi azaltabilir. 

Çözümün bir deodorantta olmadığını biliyorlar Eko-anksiyete dünyayı kurtaracak

'HÜZÜN VERİCİ OLSA DA KABULLENMEK ÖNEMLİ'

Gezegenimizin kötüye gidişini yavaşlatsak da bazı şeyleri tamamen durduramayacağımız aşikâr. Bu durumda bir gölün ya da nehrin kuruması, bir türün yok olması ya da bir şehrin yaşanamayacak hâle gelmesi gibi birçok kayıp yaşanacak. Bunların yasını yaşayacağız.

 

Bir şeylerin geri döndürülemez olduğunu ve çabanın gereksiz olduğunu kabullenmek hüzün verici olsa da kişinin enerjisini oradan çekip başka bir alana yatırmasına yardımcı olabilir. Ruh sağlığını koruyabilmenin şartlarından biri neye enerji yatırıp neden enerji çekeceğinizi bilmekle ilgili. Yani bazı kayıpları ve yetersizliği kabullenmek, ruh sağlığına iyi gelebilir. 10-20 yıl sonrasını hayal etmeyip yakın zamanda ve şimdiki zamanda çevre için attığımız adımlara odaklanmak, ruh sağlığına iyi gelebilir. Ekolojik duyarlı başka kişilerle bir araya gelip dayanışmak ve bu dayanışma ağının afetlerle sınırlı kalmaması, bunun sürdürülebilir bir şeye dönüşmesi için çabalamak ruh sağlığına iyi gelebilir.