Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Seyhan Belediye Meclis Üyesi Güngör Geçer, Türkiye’nin en fazla işsizine sahip Adana’da istihdamın artması, refah düzeyinin yükselmesi için ‘kooperatif belediyecilik’ modelinin hızla gelişmesi gerektiğini vurguladı. Seyhan Belediye Meclisi’nin Ağustos ayı meclis toplantıları kapsamında kürsüye çıkan Güngör Geçer, işsizliğin her geçen gün biraz daha arttığı Türkiye’de, Adana’nın ne yazık ki yüzde 11,4’lik oranla işsizlikte ilk sıraları aldığını söyledi.

Türkiye’de en çok işsizin olduğu şehirler arasında bereketli toprakların, tarımın, sanayinin, hayvancılığın en yoğun olduğu Adana’nın 10’uncu sırada olduğuna işaret eden Geçer, işsizliğin bir çok nedenden dolayı oluştuğunu ancak bundan sonra ne yapılması gerektiğini de tartışmanın önemli olduğunu vurguladı.

Çukurova’da, Adana’da işsizliğin azalması, dolayısıyla refah düzeyinin artmasının son zamanlarda yerel yönetim uzmanlarının üzerinde yoğun olarak durduğu ‘Kooperatif Belediyecilik’ modelinin gelişimine bağlı olduğuna işaret eden Geçer, “Kooperatiflerde asıl amaç kâr değil, iş birliği ve dayanışmadır. Birbirlerine meslek, sanat, toplumsal çıkar bağları olan grupların kendi aralarında kurdukları kuruluşlar olan kooperatifler; verimli çalışmayı, ortaklarının ihtiyaçlarını karşılamayı, emek ve ürünleri değerlendirmeyi amaçlamaktadır” dedi.

NASIL UYGULAYABİLİRİZ?

Kooperatiflerin, “Birlikten kuvvet doğar ” sözünün en güzel açıklaması olduğuna işaret eden Geçer, “Ürettikleri malları, sundukları hizmetleri değeri ile satabilme amaç ve gayretinde olan çiftçimizin, esnaf ve sanatkârımızın bu amacına en iyi hizmet eden müesseselerdir. Kooperatifçilik her alanda güçlerin birleştirilmesine, kaynak israfını önlemeye yönelik özel bir ortaklık modelidir. Bunu nasıl uygulamalıyız? Kırsalda yaşayan köylülerimizin, şehirdeki kadınlarımızın ürettiği organik ürünlerin satışını yaparak, kendi markamızı oluşturarak, tarımda, hayvancılıkta istihdam alanı yaratmalıyız. Elde edilen gelirle ilçemizdeki, kentimizdeki yoksul ailelere yardım ederek ayrıca öğrencilere burs sağlayabiliriz” diye konuştu.

EKONOMİK KRİZE KARŞI DAYANIKLILIK

Tarımsal kalkınmayla başlayacak bu hareketin, ürünlerin ihracatıyla devam edeceğini ve ekonomik büyümenin sağlanabileceğine dikkat çeken Geçer, şunları söyledi:

“Böylelikle üretim kooperatifleşmeye dönüşecektir. Kooperatif de yüzlerce, binlerce üreticinin geçim kaynağı olacaktır. Son dönemde yapılan bilimsel araştırmalar, çeşitli sektörlerde ve tiplerdeki kooperatiflerin, geleneksel işletmelere göre kriz dönemlerinde daha güçlü bir direnç gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bizim de şu anda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey budur. Kooperatiflerin ekonomik krizlere karşı dayanıklılıklarının yanı sıra, hatta ondan çok daha önemli surette, yeni iş yaratılması, istihdamın arttırılması, bölgesel kalkınma farklılıklarının azaltılması, kadınların, gençlerin, engellilerin ve dezavantajlı grupların işgücü piyasasında var olması gibi önemli rolü vardır. Bunu Ovacık’ta görüyoruz İzmir’de görüyoruz, Muğla’da, Mezitli’de, Çanakkale’de ve daha pek çok ilimizde. Neden Adana’mız da bu illerin arasına girmesin?

KATILIMCI YÖNETİM ANLAYIŞI…

Kooperatifler kanununda da belirtildiği gibi Belediyeler kooperatiflerin kuruluşlarına öncülük edebilirler, yönlendirici rol üstlenebilirler. Bu adımda kent konseyi ve belediye hizmetlerine gönüllü katılımını belediyelerin sağlaması gerekiyor. Eğer katılımcı bir yerel yönetim anlayışı varsa, ön koşul bu olmalıdır. Çünkü tepeden yönetilecek bir belediyecilik anlayışıyla kooperatif belediyecilikten söz edilemez.

Biz sosyal belediyecilik gereği böyle bir atılımda bulunmak zorundayız. İşsizliği, evine ekmek götüremeyen insanları, esnafın önünden boynunu eğerek geçen vatandaşları, bankalara borcunu ödeyemeyen halkımızı düşünmek zorundayız.  Kalkınmayı, işsizliği azaltmayı hedeflemeli ve görev bilinci haline getirmeliyiz. Çünkü belediye hizmetleri sadece altyapı, park ya da bina yapmak değil; yerel kalkınmanın dinamiği olan üreticiyi, çiftçiyi, köylüyü, yoksulu, kadını, ekonomiyi kalkındırmaktır.”