Memurların maaşlarında yapılan kesintilerde dikkat çeken ayrıntıyı Yeni Şafak Yazarı Ahmet Ünlü kaleme aldı. Ünlü yazısında şunları dile getridi: Aylık kavramından bahsedildiğinde ilgili personelin gösterge ve ek göstergesinin toplamının memur maaş katsayısı ile çarpımından oluşan tutar anlaşılmalıdır. Nitekim en yüksek devlet memuru aylığı denilince de “Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı”nın gösterge ve ek göstergesinin toplamı olan 1500+8000 = 9500 rakamı esas alınmaktadır. Buna göre en yüksek devlet memuru aylığı 9500*0,154461= 1.467,37 TL anlaşılmakta ve uygulama da bu yönde yapılmaktadır.
Aylık kavramının memurlara ödenen zam, tazminat ve diğer ödemeleri kapsamadığı bilindiği için yapılan bazı kanuni düzenlemelerde 657 sayılı Kanun’da geçen aylık kavramının yanında diğer her türlü ödemeler veya zam ve tazminatlar gibi kavramlara yer verildiği görülmektedir. Yani aylık kavramının içerisine gösterge ve ek göstergenin dışındaki ödemeler girmemektedir.

Memur maaşları ile ilgili dikkat çeken ayrıntı...

Maaş ise memurlara yapılan bütün ödemeleri içine alan bir kavramdır.Aylık kavramı memurun lehine veya aleyhine uygulanırken değişmektedir.
Memura yapılan ödemelerde aylık kavramının içerisine gösterge ve ek göstergesi dikkate alınırken aleyhine olan durumlarda ise memura yapılan bütün ödemelerin esas alınması benimsenmektedir. Bu durumu örnekle açıklamak gerekirse; Vekalet aylığı ödemesinde gösterge ve ek gösterge esas alınmaktadır. Yine vekaleten yapılan görevlerde duruma göre zam ve tazminat farkları ayrıca ödenmektedir.

Yine 657 sayılı Kanun’un 121. maddesinde yer alan; “Üstün başarı belgesi verilenlere, merkezde bağlı veya ilgili bakan ve illerde valiler tarafından uygun görülmesi hâlinde en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) % 200’üne kadar ödül verilebilir” ifadesindeki aylık kavramına gösterge ve ek gösterge ilave edilerek hesaplama yapılmaktadır. Dolayısıyla hiç kimse burada yer alan ifadeden en yüksek Devlet memuruna yapılan bütün ödemeleri anlamamaktadır.Konuyu uzatmamak için daha fazla örneğe yer vermeye gerek olmadığını düşünüyoruz.

Memurun aleyhine olan aylıktan kesme cezasında ise aylık kavramına memura ödenen bütün unsurların yani taban aylık, kıdem aylık, zamlar ve tazminatların ya da ücret ve tazminatların dahil edildiğini görüyoruz. Halbuki kanunda geçen ifade aynen şudur: “Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.” Eğer kanun koyucu bütün ödemelerin aylık kavramına dahil olmasını isteseydi metni ona göre yazardı.

Memurun cezalandırıldığı durumlarda aylık kavramına böyle bir gizem oluşturulmasını anlamak mümkün değildir. Çünkü, hem ödül maddesinde hem de ceza maddesinde yer alan aylık kavramı aynıdır. Sorunun kaynağında ise tartışmalı konuların mevzuat düzenlemesi yerine görüşlerle çözülmeye çalışılması yatmaktadır. Halbuki memurun cezalandırılmasında daha müşfik ödüllendirilmesinde ise daha cömert bir yol seçilmesi gerekirdi. Maalesef uygulama tam tersi yönde işletilmektedir.

Devlet Personel Başkanlığı “aylık” kavramını nasıl tanımlıyor?

(Mülga) Devlet Personel Başkanlığı’nın 14.06.2013 tarihli ve 9600 sayılı görüşünde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye tabi memur ve sözleşmeli personel hakkında yapılan disiplin soruşturmaları sonucu verilen aylıktan kesme cezasına konu olan aylığın nelerden oluştuğu sorusuna verilen cevaplarda şu ifadelere yer verilmiştir; Diplin soruşturmaları sonucu verilen aylıktan kesme cezasına esas olan tutarın, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki I sayılı cetvele tabi devlet memurları için gösterge ve ek gösterge rakamı toplamının bütçe kanunlarıyla tespit edilen katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak brüt tutardan, II sayılı cetvele tabi sözleşmeli personel içinse brüt sözleşme ücretinden oluşması gerekmekte olup, bu miktar üzerinden disiplin cezasında öngörülen oranda kesinti yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı “aylık” kavramını nasıl tanımlıyor?

Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 20.03.2017 tarihli ve 2761 sayılı görüşünde brüt aylık daha geniş olarak yorumlanmıştır. Bu görüşte; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125’inci maddesi gereği disiplin soruşturmaları sonucunda memurlara verilen aylıktan kesme cezası uyarınca yapılacak olan kesintinin hesabında, ek gösterge, taban aylığı, kıdem aylığı, varsa yabancı dil tazminatı, makam, temsil ve görev tazminatları, diğer zam ve tazminatlar ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 9’uncu maddesinde öngörülen ek ödemenin aylık ile birlikte dikkate alınması; anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 9’uncu maddesine göre ücret ve tazminat ödemesinden yararlanan personel bakımından da aylıktan kesme cezası uyarınca yapılacak olan kesintinin söz konusu ödemeler üzerinden yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

Uygulama nasıl olmalıdır?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 43’üncü maddesinin değişik (B) bendinde; “Bu kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları, hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvelde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır” hükmü yer almaktadır.
Danıştay Beşinci Dairesi’nin E:1987/ 2391, K: 1989/338 sayılı kararında ise aylık ücret kavramının, gösterge (ek gösterge dahil) rakamlarının genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarı ifade ettiği belirtilmektedir.
Dolayısıyla yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca; Aylıktan kesme cezasına devlet memurunun gösterge ve ek göstergesinin aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak brüt tutardan disiplin cezasında öngörülen oranda kesinti yapılmasıdır.

Diğer yandan, Açıklamalı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu kitabında (N. Kardoğan, S. Kahramanoğlu, M. Ünver, s. 240) brüt aylık kavramından aylık gösterge ve ek gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımından oluşan tutarın anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla uygulamanın yeniden gözden geçirilmesinin yararlı olacağını düşünüyoruz. Aksi takdirde ödülde farklı, cezada farklı bir uygulama gibi garip bir durum ortaya çıkar.

Ayrıca, 666 sayılı KHK ile getirilen düzenleme sonrasında ödemelerin farklı unsurlar üzerinden yapılması ise konuyu daha farklı bir boyuta taşımıştır.Görüleceği üzere, aylık kavramı oldukça farklı anlaşılmaya müsaittir. Nitekim, aylık kavramını DPB ile Hazine ve Maliye Bakanlığı farklı farklı anlamışlardır. Bu konunun çözümü içinse tartışmalı konuların görüşlerle çözülmeye çalışılmasından vazgeçilerek torba kanunlardan birisinde küçük bir düzenleme ile sorunu kökten çözmek gerekmektedir. Sizce de 657 sayılı Kanun’u düzeltmeye bir yerlerden başlama zamanı gelmedi mi?