Son yıllarda doğal yaşam ve doğal beslenme oldukça ön plana çıktı. Bununla beraber, hangi besinlerin doğal olarak zengin olduğu da merak edilmeye başlandı. Hürriyet’te yer alan habere göre son yıllarda güzellik ve besin takviyesi sektörünün gözdesi olan kolajen, tepeden tırnağa vücudumuzun sağlıklı olmasında kilit rol oynuyor. 20’li yaşlardan itibaren vücutta kolajen sentezinin azaldığının altını çizen uzmanlar, takviyelerin de önemli olduğunu söylüyor. Peki, hangi kolajen takviyeleri daha önemli?

İnsan vücudundaki tüm doku ve organlar için gerekli olan kolajen, bağ dokularını güçlendirerek, hastalıklara karşı kalkan görevi üstleniyor. Günümüzde kolajen yönünden çok zengin olan kemik suyu başta olmak üzere dışarıdan takviye almak çok yaygın.

kemik-suyuna-et.jpg

4 TİPİ ÖNE ÇIKIYOR 

Sağlıklı Yaşam Uzmanı Buğra Adil Buyrukçu, 4 tip kolajenin çok önemli olduğuna vurgu yaptı ve bunlar hakkında şu bilgileri verdi:

“Kolajen proteininin 16 tipi bulunmaktadır. Ancak vücudumuz için özellikle 4 tipi çok önemlidir. Bunlar Tip 1, Tip 2, Tip 3 ve Tip 10 kolajendir. Diğerleri daha az bulunan kolajenlerdir. En önemli türlerinden bir cildimizde bulunan Tip 1 kolajendir. Çünkü Tip 1 eksikliği cildimizde kırışıklık, yıpranma ve selülit oluşumuna neden olur. Takviye olarak alındığında ciltte iyileşme başlar.”

HANGİLERİ NASIL TERCİH EDİLMELİ?

“Günümüzde kolajen yönünden çok zengin olan kemik suyu başta olmak üzere dışarıdan takviye almak çok yaygındır” diyen Buyrukçu, “Ancak eş, dost ve eczacı tavsiyesiyle asla kolajen alınmamalıdır. Kolajen takviyeleri yaşınıza, cildinizin yapısına ve sağlık durumunuza göre tercih edilmelidir. Dolayısıyla alınacak kolajenin içeriğindeki etken maddenin sizin rahatsızlığınıza iyi geliyor olması gerekmektedir. Bu nedenle tercih edeceğiniz kolajenin size uygun olup olmadığını gösteren analiz raporlarının olmasına dikkat etmelisiniz. Kolajen takviyesi almadan önce doktorunuza danışmayı da ihmal etmemelisiniz” uyarısını yaptı.

kirmizi-ve-mor-meyveler.jpg

KOLAJEN İÇEREN BESİNLER HANGİLERİ? 

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş kolajen takviyesinde önem taşıyan besinleri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Kemik suyu: Kemik suyu içerdiği glisin, prolin ve arjinin gibi önemli amino asit içeriğiyle mükemmel bir kolajen kaynağı. Beslenme rutininize zaman zaman kemik suyu eklemeniz, vücudunuzda azalan kolajeni yerine koymak için ideal. Ancak rutinde kemik suyu tüketimi kan kolesterol düzeylerini arttırabileceği için kalp-damar hastalığı veya kolesterol yüksekliğiyle ilişkili herhangi bir hastalığınız varsa kemik suyu tüketiminden kaçınmanız çok önemli.

Yumurta beyazı: Yumurtanın beyazı, glisin ve prolin de dahil olmak üzere kolajeni oluşturan diğer amino asitleri de içerdiği için en iyi kolajen kaynaklarından biri olarak nitelendiriliyor. Ancak sadece yumurta beyazı yerine tüm yumurtayı tüketmek kolajen desteğinin yanı sıra sağlıklı yağ ve yüksek kalitede protein de sağlıyor.

Jelatin: Jelatin, kolajenden türetilmiş bir protein türü. Bu yüzden kolajen üretimini arttıran besinlerden biri olarak kabul ediliyor. Jelatini pişirme sırasında kullanılabilir ve yemeğinizin besin değerini arttırmak için çorba, güveç veya et suyuna karıştırabilirsiniz.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler: Kolajen üretiminde bir diğer önemli faktör de, kolajenle birlikte C vitamini tüketiminin yeterli olması. Dolayısıyla ıspanak, semizotu, tere, roka ve maydanoz gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler beslenme listenizde düzenli olarak mutlaka yer almalı.

Turunçgiller: Portakal, mandalina ve limon gibi turunçgiller de C vitamininden zengin oldukları için kolajen üretimini destekliyorlar. Çünkü kolajen sentezlenirken tıpkı diğer birçok protein gibi yardımcı besin ögelerine ihtiyaç duyuyor ve C vitamini de kolajen üretiminde başrolü üstlenen bir besin ögesi.

Kırmızı ve mor meyveler: Çilek, ahududu, böğürtlen, karadut ve yaban mersini gibi kırmızı ve mor meyveler C vitamini deposu olup kolajen üretimini destekliyorlar. Özellikle çilek içerdiği bir antioksidan çeşidi olan ellajik asit sayesinde kolajenin yıkımına karşı da koruyucu etki gösteriyor.

Sarımsak: C vitamini dışında kolajen üretimini destekleyen besin ögelerinden biri de, sülfür. Sarımsak içerdiği bol miktarda sülfür sayesinde kollajen üretimini destekleyen besinler arasında yer alıyor. Yapılan son çalışmalar, sülfürden fakir bir diyetle beslenen hayvanların daha az kolajen ürettiğini göstermiş.

Su yosunu: Kolajen proteini başlıca glisin ve prolin aminoasitlerinden oluşuyor. Dolayısıyla beslenmede glisin ve prolini zenginleştirmek kolajen üretimini de arttırıyor. Spirulina glisinden zengin bir su yosunu çeşidi ve kurutulmuş halde satılıyor. Spirulinayı meyve sularına veya tatlılara ekleyebilirsiniz.

Morina balığı: Diğer birçok beyaz balıkgibi morina balığı da glisin ve prolin gibi amino asitlerden oldukça zengin olması sayesinde kolajen üretimini artırıyor. Ayrıca selenyum, B6 vitamini ve fosfor gibi besin ögelerinden de zengin bir besin.

FAZLASI ZARAR VEREBİLİYOR 

Kolajenden zengin beslenme ve/veya kolajen içeren besin destek ürünlerinin uygun dozajlarda (günde 2.5-5 gram) kullanımının herhangi bir yan etkisinin olmaması, kolajenin zararlı olmadığı anlamına gelmiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş son yıllarda popülerleşen kolajenin fazla tüketiminin aynı zamanda kan kolesterol düzeylerini de artırıp kalp hastalıklarının önlenmesinde veya tedavisinde olumsuz etki yarattığı uyarısında bulunarak, “Bu nedenle kolajen ‘azı karar, fazlası zarar’ bilinciyle sadece yeterli ve dengeli beslenmenin içinde düşünülmeli” diyor.