Türkiye Barolar Birliği ve Adana Barosu ile birlikte 79 baro tarafından yapılan yazılı açıklamada, yeni tip Koronavirüsün (Covid-19) infaz reformunu zorunlu hale getirdiğini belirtilirken, birkaç gündür infaz yasası üzerinde değişiklik yapılmasına ilişkin çalışmaların endişe ile izlendiğine vurgu yapıldı ve TBMM’ye çağrıda bulunuldu.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ VE ADANA BAROSU ile ilgili görsel sonucu

BASINA VE KAMUOYUNA

Yıllardır çocuk hakları ihlallerinin önüne geçilmesi için mücadele veren Türkiye Barolar Birliği ve Barolar olarak, birkaç gündür infaz yasası üzerinde değişiklik yapılmasına ilişkin çalışmaları bu yönden endişe ile izliyoruz.
Çocuğun cinsel istismarı suçları ile üstsoya, altsoya, eşe, kardeşe, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarının faillerinin cezalarının hapishanedeki infaz sürelerini azaltacak bir değişiklik düşünülüyorsa, bunu doğru bulmuyoruz.
Böyle bir değişikliğin toplumun her kesimden büyük tepki alacağını biliyoruz. Konu çocuklar ve şiddet mağduru kadınlarla doğrudan ilgili olduğu için tüm milletvekilleri ile siyasi partilere geç olmadan hatırlatma gereğini duyuyoruz. Bu suçlardan verilen mahkumiyet kararlarında yıllar içinde gözle görülür bir artış var iken, infaz indiriminin kapsamına alınmaları cezaların caydırıcılığına zarar verecektir.
Ülkemiz virüs salgını ile topyekun mücadele halindeyken bu şekilde bir değişikliği tartışmanın dahi toplumu böleceğini düşünüyoruz. Buna neden olacak girişimlerden özenle kaçınılması gerektiğinin bilinmesini istiyoruz.
Böyle bir düzenlemenin tüm mağdurlar açısından telafisi imkansız bir haksızlık anlamına geleceğini, onların hukuki güvenliğine ve hukuka olan inançlarına ağır şekilde zarar vereceğini hatırlatıyoruz.
Biz çocuk ve kadın hakları savunucuları olarak çocuğa ve kadına yönelik şiddet uygulayanların, çocukları ve kadınları cinsel olarak istismar edenlerin fail olarak aramızda dolaşmasını istemiyoruz. Toplumun çok geniş kesimlerinin de bunu istemediğini biliyoruz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.