Yıllar önce bir yerlerde okuduğum satırları hatırladım. Bir tarih kitabı mı, roman mı, öykü mü, bilemiyorum. Sadece anlatılan olayı hatırlıyorum. Bir ordu veya askeri birlik, çölde ilerliyor. Susuzluktan kırılıyorlar. Bir damla su yok. Asker perişan. Nasıl olduysa, askerin biri, bir tas su bulmuş ve kendisi içmeyerek komutana getirmiş. Komutan suyu yere dökerek, “askerlerim susuzken ben bu suyu içemem” demiş. Olmuş mudur, olmamış mıdır, bilemiyorum. Hatırladığım buydu.

Peki bunu neden hatırladım? Ve neden yazma ihtiyacı duydum? Dünkü gazetenin birinde okuduğum haber bu olayı hatırlattı. Gazeteciler Fransa Sağlık Bakanına neden aşı olmadığını sormuşlar. Bakan da “Sıramızın gelmesini bekleyerek halka örnek olmalıyız” demiş.

Kurumların ve kuralların egemen olduğu diyarlarda demek ki kurallara böyle uyuluyor! Bizde sıraya uyan yok! Zaten “kaynak yapmak” diye bir deyim bile üretmişiz! Sıradakileri enayi yerine koyarak öne geçmeyi marifet zannediyoruz. Hadi Cumhurbaşkanını, Sağlık Bakanını anlayışla karşılayalım. Çünkü aşıya olan güvensizliği gidermek için bunların kamera önünde aşılanmaları anlaşılabilir. Ama bakıyoruz ki, yine gazetelerin yazdığına göre Ak Parti MKYK üyesi 51 kişi de “kaynak yapmış!” Sırayı bekleyerek topluma örnek olması gerekenler değil mi bunlar?

Resmi yetkililerin açıkladığına göre her aşı için kişiye özgüleme işlemi yapılmış. Yani suiistimal olmayacak, herkesin aşısı zaten belliymiş! Demek ki, gelen aşıların bir kısmı VIP’ler için ayrıldıktan sonra, kalanlar risk gruplarına göre kişiye özgülenmiş. Anlaşılan o ki, risk gruplarından daha önemli kişiler var.

Bu uyanıklığın, ahlâksızlık olduğunu söylemeye gerek var mı? Lafa gelince, dinden, imandan, ahlâktan bahsedenlerin, aşıya gelince, milleti enayi yerine koydukları anlaşılıyor.

Herkese yetecek kadar aşı olsa, sorun yok. Kim önce olursa olsun. Ama aşı kıtlığı olduğu da gözle görülüyor. Gelen aşı 3 milyon adet. Bir kişiye iki defa aşı yapılacağına göre, bu aşılar 1,5 milyon kişi için yeterli. Zaten ilk sıradaki sağlık çalışanı sayısı 1,2 milyon civarında. Aşıların bir kısmı “en fazla müsaadeye mazhar” kişilere yapıldığına göre, ülkemize gelen aşı sadece sağlık çalışanlarına yapılacaktır.

Durum bu kadar açıkken, milleti aşı olmaya çağırmanın bir anlamı da yok! Her ne kadar “istemezük” diyerek, yaptırmak istemeyenler varsa da bunların azınlıkta kalacağı kanaatindeyim. Yani millet aşı yaptırmaya hazır! Hazır olana “aşı çağrısı” çok anlamsız.

Hükümetin yapması gereken, aşı yaptırın diye çağrıda bulunmak değil, yeterli aşıyı temin etmek! Arkası gelecek deniyor ama ciddi kuşkular var. Ne zaman gelecek ve ne kadar gelecek? Bu soruların tatmin edici cevabı verilemez ve yeterli aşı temin edilemez ise, aşı programını daha çok tartışacağız. Başkalarının hakkının üstüne oturan utanmazlar ve yüzsüzlerin sorumluluğu da Sağlık Bakanlığında olacak!