Sevgili  Bayram Akgül başkanlığında 12. yılımız...Başarılarla dolu 12 yıl...Sahiplendiği ilk iki yıl da  gelen iki şampiyonluk...9 yıl oyalandığımız Tff 1. lig de başarı dolu yıllar. Diyeceksiniz ki neresi başarı? Ben bu lig de tutunduğumuz, kah düşmeye oynadığımız, kah play-off’lara kaldığımız, Süper lige çıkmamıza ramak kalan yıllarımızı başarılı nitelendiriyorum. Skor olarak başarı yakalayamadığımız, düşmeme mücadelesi yaptığımız yılları bile, genç oyuncuları kazanma adına kazanç hanesine yazıyorum. Geçen yıl gelen şampiyonluğu başarı listesinin tepesine oturtuyorum...İlk defa bu yıl hüsran yılı...11 sene de hayalini kurduğumuz, tırnaklarımızla geldiğimiz Süper lig serüveninin elimizden kayışına çaresiz kalışımız...Başarılı yıllar da, bu sene ki hüsran yılı da Başkan Bayram Akgül’ün eseri...Tek başına...Nasıl başarılı geçen yılların sevapları Başkana yazıldıysa, bu yılın günahları da tümüyle Bayram başkan’a ait...

Geçen sezon şampiyon olduğumuz başarılı, gençleştirilmiş uyum yakalamış bir oyuncu topluluğumuz var...Yüksek bütçeli takımların cirit attığı lig de, mütevazi bütçemizle bizi şampiyonluğa ulaştıran başarılı Teknik kadromuz var...Yıllar sonra heyecanı yakalayan, takımını destekleyen taraftarımız var...Yapılması gereken, bu başarılı mütevazi kadroyu ve teknik ekibi korumak, üzerine Süper lig deneyimli 4-5 nokta transfer...Sevgil Başkan’da konuk olduğu Şansal Büyüka’nın programında, başarılı teknik kadro ile devam edeceklerini ifade etti..Fakat ne olduysa, maçlar başlamadan Engin İpekoğlu ve ekibiyle yollar ayrıldı..Şampiyon kadrodan 8 oyuncu ile vedalaşıldı..Yerine Brezilyalılar endeksli bir takım kuruldu ve başına da, adını ilk defa duyduğum Hırvat Curciç getirildi.. Sezon başından bu yana yazdığım köşe yazılarımda, katıldığım Tv ve Radyo programlarında, bu kurgunun yanlış olduğunu, Türkiye’nin havasını, suyunu, yemeğini, liglerini bilmeyen bu toplulukla bir yere varılamayacağını ifade ettim.. Fakat bizim Başkan ‘’Milli piyango’’ bileti almayı sever...Ya çıkarsa...Ya tutarsa...Bu tutum, alt yapıdan gelen gençlerin kenara itilmesine, adı sanı duyulmamış ucuz maliyetli ve düşük kaliteli Brezilyalıların takımı oluşturmasına ve başlarına bir beden eğitimi öğretmeni getirilmesine neden oldu.. Sezonun ilk yarısında ki görüntü, ‘’Mücadelesi bol, kalitesi az’’ takımla ligin dibine demir atma...Hatasıyla, sevabıyla başkana ait olan takımın tel tel dökülmesi...Ocak transferinde eksikliklerin giderileceği konusunda ki umudum...Bir milli piyango bileti daha, takımın Teknik Direktör Levent Şahin’e teslim edilmesi ve yetmiyormuş gibi takıma 2 Brezilyalı daha takviyesi...Saman alevi gibi parlayış...Devamı hüsran...Ligin dibine çörekleniş...Tek kelime ile özetleyecek olursam, büyük ikramiye düşleri ile alınan Milli piyango biletlerine ‘’amorti’’ çıkması...Heba olan bir sezon...Tadına varamadan vedalaşmaya hazırlandığımız süper lig...

Şehirden koparılan bir takım...Dialoga açık olmayan bir başkan...Varlığı, yokluğu belli olmayan bir yönetim...Taraftarla didişme...Brezilyalılar kolonisi...Amatörce yönetilen bir futbolcu tarama komitesi...

Levent Şahin hocanın beyanı ‘’Adanaspor’u layık olduğu yere getireceğiz’’...Soruyorum, Adanaspor’un layık olduğu yer burası mı?

Soruyorum...Geçen sezon şampiyon olan kadromuzla devam etse idik, macera aramasaydık, lig de yerimiz neresi olurdu?  19. luk mu?

Bu sene sevaplarıyla, günahlarıyla Sevgili Başkan Bayram Akgül’ün eseri...