Abbas Bilgili

Tarih: 14.03.2021 09:21

Keldağ'ın Yiğitleri...

Facebook Twitter Linked-in

Keldağ’ın Yiğitleri’nin ilk cildi 2018’de çıkmıştı. İkinci cilt 2020’de  çıktı ve hemen sonra bir tanıtım yazısı kaleme almayı düşündüm, ancak bir türlü kısmet olmadı. Kendi kitap çalışmalarım, mesleki uğraşım ve şeytan taşlamaktan vakit bulamadım. Kısmet bugüneymiş.

İlk cilt çıktığında da belirtmiştim; bu tür çalışmalar büyük bir özverinin ürünüdür. Dönem hakkında bilgisi olan kişileri tespit edip konuşmak, notlar almak, gerekirse resimlemek, kıt olan yazılı kaynaklara ulaşmak, onları okuyup gerekli kısımlarının notlarını almak büyük bir zaman ve emek gerektirir. Kaldı ki, bu kaynaklara ulaşıp bilgiyi elde ettikten sonra onları sentezleyerek, yazılı metin haline getirmek de ayrı bir hüner ve başarıdır. Esasen bir enstitü, bir üniversite, bir kültür kurumu tarafından ve hatta bir ekip tarafından yapılabilecek böyle bir çalışmayı, çocukluk arkadaşım, emekli öğretmen Kadir Oktay’ın tek başına yapması, övgüyü ve takdiri ciddi şekilde hak ediyor.

Dışarıdan bakanlar, kitap yazanların bu işten para kazandığını zanneder. Böyle bir şey yok. Kitaptan para kazanabilmek için, Orhan Pamuk, Elif Şafak, Ahmet Ümit, İskender Pala gibi çok satan kitaplar yazmak lazım. Çok satanların da içerikten çok ticari amaçlarla yazıldığını da belirtmeliyim. Yayınevleri tanınmamış kişilerin kitaplarını kolay kolay basmaz, basarsa da yazarından baskı maliyetini peşin alır. Yani yazan kişi para kazanmadığı gibi, cebinden harcama yapmak zorunda kalır. Bir de Keldağ’ın Yiğitleri gibi sınırlı bir sahaya hitap eden eserler ise çok zor satılır. Bu nedenle bu tür eserlerin basımını ve dağıtımını bir kurumun kültürel faaliyet bağlamında üslenmesi gerekir. Gönül isterdi ki, bu kitap her Yayladağlının evinde bulunsun. Kadir kardeşimizin kitabında Yayladağı Belediyesi’nin ve Yayladağlılar Derneği’nin finansal desteği olsa da, eminim ki, yazar cebinden de harcama yapmıştır.

İşte emek ve zaman harcayarak böyle bir eseri meydana getirmenin, tanıdıklarına ulaştırmanın, bu konuda maddi ve manevi çaba harcamanın adına bir idealistlik diyoruz. Lafla idealistlik olmaz, olursa da içi boş olur! Kadir Oktay, bir kültür kurumunun yapması gerekeni yalnız başına omuzlamış ve bu yükün altından kalkmış bir idealisttir. Arkadaşım olması hasebiyle ben bundan gurur duyarım. Yayladağı’nın da bu kültür insanından yararlanmasını ve kıymetini bilmesini çok arzu ederim.  

Eskiden, bizim öğrencilik yıllarımızda Yayladağı tarihi dendiğinde elimizde hiçbir derli toplu kaynak yoktu. Bulabildiğimiz çok az sayıdaki bölük pörçük bilgi kırıntılarından yararlanmaya çalışırdık. Şimdi eminim Yayladağı’ndaki tüm okul kütüphanelerinde ve diğer kütüphanelerde Keldağ’ın Yiğitleri raflarda yerini almıştır. Öğrencilere ilçenin tarihi ile ilgili bir ödev verildiğinde, ulaşabilecekleri bir kaynak eser yakınlarında olacaktır. Kültürel hayata duyarsız olanlar için önemsizmiş gibi görünen bu husus, bilgi çağında yaşadığımızın bilincinde olanlar için bulunmaz bir hazinedir.

Her yazar, eserinin okunmasından, okuyanların teşekküründen mutlu olur. Bu sebeple kıymetli yazara ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu teşekkürü her Yayladağılı yapmalıdır. Eskiler “marifet iltifata tabidir” demiş. Lütfen, iltifatımızı eksik etmeyelim. Hatta teşekkür ve iltifatla yetinmeyip ödüllendirmek icap eder. Valiliğin, Büyükşehir Belediyesi’nin, İlçe belediyesinin, Kaymakamlığın bu tür eser sahiplerine kültür ödülü vermesi, en azından anı olarak bir plaket sunması ne kadar güzel olmaz mı? Yazarın bir beklentisi olmadığını biz biliyoruz ama bunun düşünülmesi ve gerçekleştirilmesi çok isabetli olur.

Yazarın, Yayladağı ile ilgili çalışmalarının devam ettiğini sosyal medyadan görüyoruz ve kendisiyle yaptığımız sohbetlerden biliyoruz. Emeklilik günlerini kahvehane köşelerinde ya da tembellik yaparak geçirmek istemeyen arkadaşımız sanırım önümüzdeki dönemlerde yeni eserlerle bizlere sürprizler yapacaktır. Aşk ve şevk ile çalışan Keldağ’ın Yiğitleri’nin yazarına her Yayladağlı’nın borçlu olduğunu hatırlatmak isterim. Ödüllendirme işini Belediyeye ve Kaymakamlığa iletmek Yayladağlıların görevi olmalıdır. Bu yazdıklarımı kendisine haber verseydim belki bana “yazma” diyecekti, bu sebeple habersiz yazdığımın da bilinmesini isterim.

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —