15811,53%0,87
43,35% 0,25
51,27% 0,73
6944,72% 1,57
11200,48% 2,32
Büyükşehir Belediye Başkanvekili Güngör Geçer, CHP Adana Milletvekilleri Ayhan Barut ve Müzeyyen Şevkin, önce dönem milletvekillerinden İbrahim Özdiş, Ziya Yergök ve Hulusi Güvel, CHP İl Başkanı Dr.Anıl Tanburoğlu, CHP İlçe Başkanları, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanvekili ve Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir, Başkanvekili Sefa Saygıdeğer, ÇGC Önceki dönem başkanlarından Çetin Yiğenoğlu, Gazeteciler, Sendika Yöneticileri, Yerel Yönetimler Daire Başkanları ile vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından ADD Adana Şube Başkanı İsa Kayadan bir konuşma yaptı. Kayadan; 1990’lı yılların karanlık aydın cinayetlerine dikkat çekerek; adalet-demokrasi ve laiklik vurgusu yaptı.

Kayadan; ADD Kurucu Genel Başkanı Prof.Dr.Muammer Aksoy’u da andıktan sonra Aksoy ve Mumcu’nun öldürülmelerinin Türkiye’yi emperyalist politikalarla baskı altında tutmayı amaçlayan karanlık yapıların ürünü olduğuna dikkat çekerek, Mumcu’nun yaşamı boyunca din istismarının, derin devlet ilişkilerinin ve karanlık yapıların üzerine gittiği için hedef haline getirildiğini ifade etti.
CHP İl Başkanı Dr.Anıl Tanburoğlu da etkinlikte konuşma yaptı. Sağanak yağmur ve soğuk nedeniyle anma programı erken sonlandırıldı. Uğur Mumcu’yu Anma etkinliğinin 26 Ocak 2026 Pazartesi günü saat 17.30’da Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda devam edileceği açıklandı. Etkinliğe katılanlar sık sık, “Uğurlar ölmez, ışığı sönmez” sloganları attı.

ESENDEMİR; “SADECE BİR GAZETECİYİ ANMIYORUZ!”
ÇGC Başkanı Cafer Esendemir; 33 yıl önce katledilen Uğur Mumcu’yla ilgili olarak yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi;
“Yalnızca bir gazeteciyi değil; gerçeğin peşinde yürümeyi göze almış bir vicdanı, bir aklı ve bir ahlakı anıyoruz. Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına yerleştirilen C – 4 tipi bombayla katledildi. O gün yalnızca bir insan öldürülmedi; gerçeğin karanlıkla mücadelesinde en ön safta duran bir kalem susturulmak istendi. Uğur Mumcu, gazeteciliği bir meslek değil, bir kamusal sorumluluk olarak görenlerdendi. 1975’ten itibaren Cumhuriyet gazetesindeki “GÖZLEM” adlı köşesinde, gücün karanlık yüzünü aydınlatmayı seçti. Suçlularla güçlülerin arasındaki görünmez bağları ifşa etti. Susmadı, eğilmedi, korkmadı.
“Suçlular ve Güçlüler”,
“Mobilya Dosyası”,
“Rabıta”,
“12 Eylül”,
“Kürt-İslam Ayaklanması 1919–1925”

gibi eserleriyle, Türkiye’nin yakın tarihine kazınmış karanlık dosyaları tek tek açtı ve bu dosyalar gündem yarattı. Silahlı şiddetin bir çıkış yolu olmadığını, gençliğin nasıl tuzaklara sürüklendiğini “ÇIKMAZ SOKAK”ta anlattı. Ağca dosyasını araştırdı, Papa suikastının ardındaki ilişkiler ağını ortaya koydu. Mossad, Barzani, tarikatlar, istihbarat örgütleri, siyaset ve sermaye ilişkileri’ni deşifre etti.
Dokunulmaması istenen ne varsa üzerine gitti. Çünkü onun gazeteciliği, “rahatsız etmek” pahasına gerçeği söyleme cesaretine dayanıyordu.
7 Ocak 1993’te yazdığı bir yazının, otoritelerce onun sonunu hazırladığı söylendi. Ama aslında Uğur Mumcu’nun sonunu hazırlayan tek şey vardı: Gerçeğe olan sadakatiydi.
Uğur Mumcu, yalnızca bir araştırmacı gazeteci değildi. O aynı zamanda yurtseverdi, Kuvvacıydı, aydınlanmacıydı. Ama onu asıl büyük yapan, tüm bu sıfatların ötesinde taşıdığı insan yanıdır. Dostluğunda içten, duruşunda vakur, sözünde sevgi doluydu. Toplumun haykırışını, kendine ve geleceğe seslenişini kelimelere dönüştürebilen ender insanlardandı.
Aldığı ödüller —Yunus Nadi, Sedat Simavi— onun onurudur. Ancak asıl ödülü, aradan geçen onca yıla rağmen adının hâlâ adalet, cesaret ve onur ile birlikte anılmasıdır.
Çocukları Özge ve Özgür Mumcu’nun kurduğu Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, onun yarım bırakılmak istenen mücadelesinin sürdüğünün en somut kanıtıdır. Çünkü Uğur Mumcu, öldürülerek bitirilebilecek bir fikir değildi.
Bugün burada bir kez daha söylüyoruz: Uğur Mumcu, gerçeği yazdığı için öldürüldü.
Ve biz biliyoruz ki, gerçeği yazanlar ölmez; çoğalır.
Bu vesileyle aynı gün yaşama veda eden Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ile gazeteci İsmail Cem’i de saygı ve minnetle anıyorum” dedi.