Abdulkadir KAÇAR


Yazmak benim oyun alanımdır…

Okumak, düşünmek, bilinenlerin ötesinde yorumlayıp yazmak, hayat isimli bu sahnedeki benim oyun alanım…


Her anını aşkla gerçekleştirdiğim bu rolümü oynarken yapıtaşlarım her zaman harfler oldu…

Onları en anlamlı, en akıcı, en güzel peş peşe en sağlıklı biçimde sıraladığımdaki ölümsüz cümleler harfleri birbirine kaynaştırdığım en yüksek puanı aldığım sihirli sıvam oldu, 

Ortaya çıkan muhteşem metinler ise ölümsüz düşüncelerimden ördüğüm şahane metinler ise evrensel ışıklı akıl evlerimdi,

Sayısını bile unuttuğum kitaplarım ise dünya insanlık ailesine sunduğum beni gelecek kuşaklara anlatacak olan eserlerimdi, 

Dünya evrenin, insan da dünyanın özeti ve örneğiydi; her insan bir dünya, bir evrendi, işle bu küçük bir evren olan bilinçaltımdaki en güzel, en çarpıcı hangi duygumu,

Harflerle inşa edip hangi anlarda, zamanlarda ve en kalıcı, en güçlü biçimde ölümsüz şekilde örebilirim-örmeliyim düşüncem daima beni ayakta tuttu, hayata bağlayan sihirli gücüm oldu, 

Hangi duygumu hangi frekansına göre en kalıcı, eserlerimi yüzyıllarca da insanlara hizmet edecek şekilde ifade edebilirim?

Hangi duygumu en şiirsel en vurucu biçimde birbirleriyle ölümsüz biçimde kaynaştırıp yüzyıllarca ayrılmayacak şekilde birleştirebilirim? 

Hangi duygumu hangi makalelerimle yapacağım küçük anıtsal klasik ışıklı evrensel evler halinde gerçekleştirebilirim mücadelesi ve çabası içinde sürdürdüm ömrümü,

İlkokul birinci sınıfta öğretmenimin büyük karton fişlere yazıp duvarlara dizdiği harfleri tanıdım ömür boyunca onlarla haşır neşir oldum,

Çocukluğumdan beri gece gündüz, attığım her adımımda, aldığım her nefesimde bu düşüncelerimle onlarla birlikte ayağa kalktım, yürüdüm, uyudum, uyandım, koştum, kalıcı olmasına önemsediğim eserler vermeye çalıştım, 

Diyelim ki üç harften oluşan en küçük bir sözcük olan “AŞK”;  bu sözü hangi sihirli harflerin, hangi cümle içinde, nasıl bir duygusal yoğunluğumla formülle ederek ölümsüz olabilecek şekilde en kalıcı halde ifade edebilirim?

“A” harfini, bilinen tüm özelliklerinin ötesinde, daha derinlemesine, daha baskın olarak nerede, hangi kalıplarda, diğer hangi harflerle yan yana getirerek en şiirsel biçimde kullanmalıyım?

Ya da “Ş” harfi, “K” harfiyle en ölümsüz hangi sözcüklerle en kalıcı ve yüzyıllarca unutulmayacak bir formülle nasıl birleştirebilirim? Onları bu güne kadar insanın bildiğinin dışında nasıl oluşturup eserleştirebilirim?

Ruhumun en verimli, en duyarlı, düşünceler okyanusunun hangi renkli dalgası sırasında bu harflerle bu duygumu birleştirmeyi gerçekleştirmeliyim?

“A” , “Ş”, “K” harflerini öyle bir ruh zenginliğimde yan yana getirip “AŞK” sözünü öyle kalıcı, öyle klasik şekilde birbirine kaynaştırıp yazmalıyım ki;

Önünde ve devamında ve sonuna gelecek en sihirli duygusal ifadelerle anlatmalıyım ki;

İnsanlık tarihi boyunca “AŞK” sözcüğü, “AŞK” duygusu başka türlü anlamamış ve de anlatılamamış olsun, 

“AŞK” sözcüğünü, “AŞK” ifadesini yüzyıllar sonra da değerini asla yitirmeyecek, hatta klasik olabilecek şekilde sadece ben anlatabilmeliyim?

Böylece AŞK sözcüğünü insanlar benim yazdıklarımla sonsuza kadar hafızalarında tutabilmeliler,

Ya da aynı kaygı ve ömrüm boyunca sürdürdüğüm hala devam eden ölümsüz düşünce arayış ve bilinenin ötesindeki sihirli şeklini bulabilme savaşımla “ SEVGİ” yi nasıl en kalıcı en evrensel şekilde ifade edebilmeliyim?

“S” , “E” , “V” , “G” , “İ”  sözcüklerinin önünde, sonundaki yapıları öyle kalıcı, öyle ölümsüz sözcük kalıpları şeklinde yazmalıyım ki, 

Her satırı evrensel mesajlar, ışıklı düşüncelerimi çevresine yaymalı,

“SEVGİ” sözü; “SEVGİ” oldu olalı asla böyle bir biçimde yorumlanmamış olsun, sözümün üstüne kimse söz söyleyemesin; öyle ki yüzyıllar boyunca da benim yazdığım şekilde varlığını insanların hafızalarında yüzyıllarca klasik şekilde sürdürsün,

Örneğin yüz yıl sonra okuyanlar da “SEVGİ” sözünü “BU GEZEGENDE SADECE ABDULKADİR BÖYLE ANLATABİLİR” demeli, bu ifade şekli benim bir türlü markamı, ölümsüzlük manifestomu oluşturmalı,  

“SEVGİ” sözünün üstünden yüzyıllarca da geçse de başkaları benim anlattığım gibi “SEVGİ” ifadesini anlatamamalı; bu sözü klasik hale gelecek, gelecek kuşakların hafızalarında da kalıcı izler bırakacak biçimde sadece ben anlatmalıyım, daha doğrusu anlatabilmeliyim;

“DOST” , “ERDEM” , “YİĞİT” , “ÖZGÜRLÜK” , “ CÖMERTLİK” , “YAŞAM” , “İNSAN” , ”BARIŞ” ,  “GÜVEN” , “HOŞGÖRÜ” , ”SADAKAT”  “MAKALE” , “KİTAP” , “ HİKÂYE” , “POLİTİKA”, “ FELSEFE” vs…

Harf denilen cümlenin sihirli yapı taşlarıyla tanıştığım; okumaya, düşünmeye, yorumlamaya, kendimi ifade edecek şekilde yazmaya başladığım ilkokul birinci sınıftan beri; inanın bana onlardan bir nefeslik sürede bile ayrı kalmadım, ayrı yaşamadım, ayrı kalamadım… Harf isimli bu muhteşem simgeler neredeyse hayatımın tamamına hükmettiler, hala onların egemenliğinde yaşamaya devam ediyorum, 

Beşikten mezara kadar olan ömür isimli bana ait zaman dilimim dönemimde harfler, cümleler, satırlar, metinler, paragraflar, ölümsüz eserler benim peşimi bir an olsun bırakmadı, ben de onlardan asla ayrı kalmadım, kalamadım, kalmam, kalmayacağım, 

Ölümsüz eserlere imza atabilmem için okuma, düşünme, farklı yorumlama, yazmaya köle olmalıyım ki; o zaman düşüncelerime efendi olabilirim, 

Bu güne kadar ortaya koyduğum her eseri, yazdığım her satırı, cümle, metin, makalemi ve kitabımı yapı taşlarımı oluşturan sihirli harfler, sözcüklerle dost, kardeş, sevgili, yoldaş; bazen de onlara köle olarak gerçekleştirdim oluşturdum; dünya insanlık ailesinin beğenisine ücretsiz olarak sundum, 

Ömür isimli serüvenim boyunca bu sahnede her nefesimde bazen onlar ben, ben de bazen onlar olarak göründüm, 

“ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜM YUNUS DİYE GÖRÜNDÜM” ölümsüz ifadelerini şöyle dönüştürebilirsem;

“HARF, SATIR, SÖZCÜK, CÜMLE METİN, KİTAP VE ESERE BÜRÜNDÜM, ABDULKADİR DİYE GÖRÜNDÜM…” acaba olabilir mi?

Bir ömür boyu okumak, düşünmek, bilinenlerin ötesinde sonsuz gelecekte insanların hayatının akışını olumlu şekilde etkileyecek bilgi ve bilgelikle oluşturduğum, farklı şekilde yorum yapmaya ve yazmaya ömrümü adadım; 

Varlığımın tamamını severek, coşkuyla, aşkla adadığım bu uğraşım dünya isimli bu tiyatro sahnesinde benim oyun alanımdı; ben de onların ömür boyu başrol oyuncusuydum,

Hayat isimli bu tiyatro sahnesindeki rolümü galiba iyi oynadım, hayat serüvenimde bunu tam olarak başarabildim mi? Ya da bana öyle geliyor…

Bu konudaki kararı ortaya koyduğum performansımı, sergilediğim eserlerime bakıp özgür okurlar karar verecek,

Birde kendimi tarih ve zaman isimli ölümsüz iki hakeme havale ediyorum…

Verecekleri her türlü kararları başım gözüm üstüne…

 

 

 

 

 

 

Yeşilçam’ın emektar oyuncusu Necdet Kökeş vefat etti

Haldun Dormen'in ailesi doğum günü kutladı! Tepkiler gecikmedi

Fatih Eray “Dertliyim” ile Dijital Müzik Piyasasına güçlü giriş yaptı

3 milyon sayfa, 180 bin fotoğraf... Prens ve prensesler listede

Hatice, Fatih Ürek'in cenazesinde ablasının ağlamasına ateş püskürdü

Fatih Ürek son yolculuğuna uğurlanıyor! Kardeşe acı veda

Reynmen, Hasan Can Kaya ve Çakal dahil 11 kişi hakkında karar belli oldu!

Melike Öcalan'ın yaşını duyanlar şaşırıyor! Kilo verdi, sırrını açıkladı

Mika Raun Can tutuklandı! Savcılık ifadesi ortaya çıktı..

Tiktok fenomeni Yaren Alaca ülkeyi dün terk etmiş! Nerede olduğu ortaya çıktı