Son Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında yeni bir sisteme geçtiğimiz mâlum. Muhalefet, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönülmesinden yana. İktidar cephesi ise mevcut Başkanlık Sisteminden oldukça memnun görünüyor. Geçenlerde Tayyip Bey’in yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu şeklindeki konuşması ilginç bulundu, çünkü anayasada zaten kendi istekleri doğrultusunda çok önemli değişiklikler yapıldığı kamu oyunca biliniyor. Kaldı ki, Başkanlık Sistemi mi olsun, Parlamenter Sistem mi olsun konusunda iktidar bloku ile muhalefet blokunun uyuşmasının mümkün olmadığı gerçeği ortadayken, yeni anayasa yapalım demenin pratikte çok da anlamlı olmadığı söylenebilir.

Bu anayasa sorunundan nereye gelmek istediğimi, lafı fazla dolandırmadan açıklamak istiyorum. Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin gözle görünür aksamalarına somut ve dikkat çekici örneklerle dokunmak istiyorum.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini savunanların ileri sürdüğü en önemli tezlerden biri, “hızlı karar alma” iddiasıydı. Bu yönüyle sisteme dinamizm kazandırılmış oluyordu! Duruma bir bakalım; Cumhurbaşkanlığının yayınladığı 55 kararnameden 31 tanesi, yayınlanan kararnamelerin düzeltilmesi ile ilgili. Yani 55’ten 31’i çıkarırsanız, geriye 24 kararname kalıyor! İşte 31 tane kararname bu 24 kararnamedeki hataların düzeltilmesiyle ilgili! Gördünüz mü sistemdeki hızı ve dinamizmi? “Acele işe şeytan karışır” şeklindeki atasözünü anımsatarak, işe teolojik boyut kazandırmak istemem, ama bu işte bir acayiplik yok mu?

Bir başka hususa daha dikkat çekmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı 13 Nisan 2021 günü pandemi süreciyle ilgili yeni önlemleri açıklarken şunları da söyledi;

Dün (Pazartesi) Külliye'de millet kütüphanesinde gençlerimizle birlikteydik. Ülkemizde artık hiçbir evladımız okul öncesinden üniversiteye kadar her kademede istediği eğitimi almaya sahiptir. Bugünkü (Salı) toplantımızda özellikle sanayi ve Teknoloji Bakanımıza verdiğim talimatlar, endüstri bölgesindeki işverenlerle irtibata geçip gençlerimizin üniversiteyi bitirdikten sonra değil, bitirmeden staja başlaması için kendilerine talimatı verdim.”

Bunları duyunca kulaklarıma inanamadım! Zira zaten öğrenciler okulu bitirmeden staj yapıyorlar! Yirmi yıl önce Çukobirlik’te çalışıyordum. Gerek meslek lisesi öğrencileri, gerekse mühendislik fakültesi öğrencileri Çukobirlik’in fabrikalarında ve diğer bölümlerinde staj yaparlardı. Hatta staj yapacak yer bulamayanlar araya birilerini koyarak staj yeri ayarlamaya çalışırdı. Benzer stajlar bugün de mezuniyet öncesi yapılmaktadır. Bazı öğrenciler veya aileleri, avukatlığını yaptığımız şirketlerin fabrikalarında staj yapmak için ricada bulunuyorlar. Sadece üniversite değil, meslek lisesi öğrencileri de mezuniyet öncesi staj yapmaktadır. Misis’teki Hacı Sabancı Organize Sanayi Sitesi’nden dönerken yol kenarında otostop yapan meslek lisesi öğrencilerini bazen aracımıza alıp yolda sohbet etmişliğimiz var. Bu öğrenciler sanayi ile iç içe olsun diye okulları sanayi sitesinin içindedir vegenellikle de oradaki işletmelerde staj yapmaktadırlar. Daha yakın bir örnek, adalet lisesi öğrencileri avukatlık ofislerimizde staj yapmaktadır.

Bütün dünyada ve bizde yıllardır staj sistemi böyleyken, Cumhurbaşkanının farklı ve hatalı bilgi aktarmasının sistemle ilgisi var mı diye sormadan edemiyor insan. İki ihtimal akla geliyor; ya Cumhurbaşkanına yanlış bilgi veriliyor, ya da bilgi toplamaya gerek görmeyen yeni sistem, bildiğini okuyor! Bildiğini okuyunca da hatalar ortaya dökülüyor. Bu defa hataları düzeltmek için yeni çalışma gerekiyor. Yetkiler merkezde toplanmayıp   dağıtılsa ve herkes kendi alanı ile ilgili konularda açıklama yapmış olsa, bu ve benzeri hataların önüne geçilmiş olmaz mı? Sistemle ilgili sorulacak çok soru var. Şimdilik sadece dokunalım istedik!