erolsennur @ hotmail.com

     Beyin göçü bir ülkede yetişmiş, eğitimli, ülkeye katma değer sağlayacak kişilerin; başka bir ülkeye gitmesi anlamında kullanılmaktadır. Ülkemiz 1416 sayılı yasayı çıkararak, ülkemizde geleceği parlak olan ve ülkemize katma değer sağlayacağını düşündüğü gençleri; yazılı ve sözlü sınavlar ile mezun olduğu okulun not ortalamasının da hesaba katıldığı bir sistem ile yurtdışına göndermektedir. 1416 sayılı yasanın 3. Maddesi gereği ;Sözlü sınavdan Genel alan bilgisi konularına ilişkin bilgi düzeyi ileAkademik çalışmalara yatkınlığı  20'şer puan olarak baz alınmaktadır. Sözlü sınavda ki diğer konular sözlü sınavın kalan 60 puanını oluşturmaktadır. Sınavları başarıyla geçen kişilere burs verilerek yurtdışında eğitim almaları sağlanmaktadır. 1416 sayılı yasada net bir şekilde eğitimin bitme tarihlerinden itibaren kuruma başvurularak göreve dönülmediği taktirde ödenen bursun tamamının faiziyle birlikte geri isteneceği hüküm altına alınmıştır.

     1416 sayılı yasanın geçici 1.  Maddesinde,(Ek: 29/6/2006-5535/1 md.) 2006 yılından önceki döneme dair borçların ödenmesinde 5 yıla kadar taksitlendirme yazmaktadır.

     1416 sayılı yasada yurt dışında geçen sürelere ait sgk primlerinin ödenerek, emeklilik süresine eklenebileceğinden bahsetmektedir.

     Konu ile ilgili çeşitli mağduriyetler olmaktadır. Yaşamın olağan akışında burslu eğitim almış kişilerin tüm borçlarını bir yıl içinde ödemelerinin istenmesi mantıklı gelmemektedir. Çeşitli nedenlerle göreve dönemeyen, başlayamayan ya da yurt dışında kalmayı tercih edenlerden; ödenen burslu dönem suresinin 2 katı sürede paranın tamamının ödenmesinin istenmesi gerekmektedir. Böyle bir uygulama Türkiye Cumhuriyeti devleti ile ilgili kişiler arasındaki bağın devamını sağlayacaktır. Kongre, konferans vb gibi durumlarda; bu zeki insanlarımız ülkemize gelerek eğitimler vermeye devam edeceklerdir. Bu da kazan kazan durumunu doğuracaktır.   Bu önerim yaşamın olağan akışında gayet mantıklıdır.

Borcunu ödemeye başlayan kişi kamu kurumunda çalışmayı talep eder ise kabul edilmelidir. Ödediği paraya tekabül eden mecburi hizmet süresi düşülerek ,kalan mecburi hizmetini yapması sağlanmalıdır.  Aksi durumda bu kişiler yurtdışında kalacaklardır. Bu da bir çeşit devletimizin baskısı ile tersine beyin göçü  olacaktır.  Bir yandan beyin göçünü önleyelim, yurtdışındaki parlak gençler ülkemize gelsin derken; öte yandan herhangi bir nedenden ötürü bursu geri  ödemek zorunda kalan kişilerin geri dönmesini engellemek ve burs olarak aldığı parayı faizle ödemeye zorlamak Türkiye'den beyin göçünü arttırmaktadır. 

     Bursu 1 yıl içinde ödemesi istenen çok kişiye hem kendilerine hem de kefillerine dava açılmaktadır. Kendinizi bunların yerine koyun. 5 ya da 7 yılda aldığınız eğitim için aldığınız bursun tamamını 1 yılda ödeyeblirmisiniz? 350 000 doların 1 yılda istendiği kişiler var. 1 yılda nasıl, hangi kazançla ödeyeceksiniz? Bu yazıyı okuyanlardan  kaç kişi 350 000 doları nakit çıkarıp ödeyebilir? Kaç kişi 350 000 doları 1 yılda kazanarak ödeyebilir ?

    Devleti yönetenlerin halkın arasına girmeleri gerekir. Bazı kişiler bir şekilde çok zengin olabilir. Semt pazarından alışveriş yapıyorum ve bundan utanmıyorum. 1000 tllik kıyafet yerine 100 tllik kıyafet giyiyorum. 

     Karar verenlerin insaflı olmaları gerekir. Acımasız olmamalıdırlar. Bu şekilde borçlanan , görüştüğüm çok sayıda kişi; ‘’borcumuz borçtur. Ödemek istiyoruz, ancak imkanlarımız ölçüsünde taksitlendirerek ödemek istiyoruz’’ diyorlar.  Ancak Milli Eğitim Bakanlığı hem burs alarak borçlanan kişiye hem de kefillerine asıl borçlu sıfatı ile dava açmaya devam ediyor. Borçlular ile kefillerinin tamamının mal varlığı ederi üzerinden satılsa ve de ömür boyu bu kişilerin maaşlarının dörtte biri kesilse bu borçların tahsil edilme şansı yoktur.  Borcum borç , ödemek istiyorum diyenlerin tamamı en azından ;  ülkemizdeki vergi-sgk borçlarının yapılandırılmasından faydalandırılmalıdır. Vergi ,sgk borçlarının yapılandırılması ile ilgili kanunlar çıktı, ancak   1416 sayılı kanun kapsamındakiler vergi, sgk ile ilgili yapılandırma ve ödeme kolaylıklarından faydalandırılmamaktadırlar ve kanun kapsamı dışında tutulmaktadırlar.

     Özetle okumuş, dünyaya yön verebilecek kişileri zorla yurt dışında tutuyoruz. Bu kişilerin çoğu borçları ve  başlarına iş gelir diye vatan özlemi çektikleri halde ülkemize-ülkelerine gelmiyorlar. Kimse borcundan dolayı tutuklanmaz, yeterki ödeyeceğim diye taahhütname vermeyin dediğim halde gelmiyorlar. Taahhüdü ihlal dışında tutuklanmazsınız dediğim halde ikna edemiyorum.